Mahmut Sadi'nin bir ogrencilik anisi
Mahmut Sadi'nin bir ogrencilik anisi:
Yil 1923... Istanbul Universitesi'nde ogrenci oldugum siralar. Okul duvarinda bir ilan goruyorum. 'Avrupa'ya talebe yollanacaktir.'
'Allah Allah' diyorum, ulke yikik dokuk yil 1923... Avrupa'ya talebe! Luks gibi gelen bir sey, ama bir sansimi denemek istedim. 150 kisi icerisinde 11 kisi secilmisiz.
Benim ismimin yanina Ataturk 'Berlin Universitesi'ne gitsin' diye yazmis.
Zaman geldi. Sirkeci Gari'ndayim, ama kafam oyle karisIk ki gitsem mi, kalsam mi orada ben unutulur muyum, para yollarlar mi, gurbet ellerde ne yaparim?
Bir an gitmemeye karar verdim, dondum. O sirada bir muvezzi ismimi cagirdi:
'Mahmut Sadi, Mahmut Sadi, bir telgrafin var.'
Telgrafi actim aynen sunlar yaziyordu:
'Sizleri birer kivilcim olarak gonderiyorum; alevler olarak geri donmelisiniz.'
'Var mi boyle bir sey? 11 ogrencinin nerede, ne zaman, ne dusunebilecegini hesap edebilen bir lider, dunya lideri olmasin da ne olsun! Yil 1923, biz evimizde bir cocugumuzun huyunu degistiremiyoruz, bir huyunu. Tum ulkenin huyu degisiyor. Bununla ugrasan bir insan, yolladigi 11 ogrencinin nerede, ne zaman, ne dusunebilecegini hissedebiliyor.'

Mahmut Sadi devam ediyor:
'Gel de simdi gitme, git de orada calisma, don de bu ulke icin canini verme!' Diyor.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Falih Rıfkı Atay anlatıyor
General Pershing in kurmay başkanı olan General Harburd Sivas ta Mustafa Kemal ile görüşürken derki:
-Türk tarihini okudum. Milletiniz büyük kumandanlar yetiştirmiş, büyük ordular hazırlamıştır. Bunları yapan bir millet elbette bir medeniyet sahibi olmalıdır. Takdir ederim. Ama bugünkü duruma bakalım. Başta Almanya, müttefiklerinizle dört yıl harp ettiniz, yenildiniz. Dördünüz bir arada yapamadığımız şeyi, bu durumda tek başınıza yapmayı nasıl düşünebiliyorsunuz? Fertlerin intihar ettikleri vakit vakit görülür. Bir milletin intihar ettiğini mi göreceğiz?

Mustafa Kemal generale: -Teşekkür ederim, dedi. -tarihimizi okumuş, bizi öğrenmişiniz. Fakat şunu bilmenizi isterdim ki biz emperyalistlerin pençesine düşen bir kuş gibi yavaş yavaş aşağılık bir ölüme mahkum olmaktansa, babalarımızın oğulları olarak vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ediyoruz.

General ve arkadaşları sessizce ayağa kalktılar.
-Bizde olsak yapardık!

FALİH RIFKI ATAY_ÇANKAYA

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İzmir kurtuldu...
İzmir kurtuldu, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara'ya hareket edecekler. Trene binerler kompartımana çekilirler. Ertesi gün kompartımanı çalar, yaveri açar.
Yorgun, bitkin kravatını yıkamaktadır Atatürk.
Yaveri:
-"ya paşam bu ne hal hiç uyumadınız herhalde niye böylesiniz" der.
-" Ya çocuk kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı unutmuşunuz. Kolumu yastık yaptım ağrıdı, setremi yastık yaptım üşüdüm, bende uyumadım kalktım der.
Yaveri;
-"Aman paşam ! Birimize haber vereydiniz hemen size bir yastıkla battaniye getirirdik" der.
Ve bir ülke kurtarmaktan dönen komutan söylüyor bunları. Tarihi bir cevap derki:
-"Geç farkettim hepiniz en az benim kadar yorgundunuz. Hiçbirinize kıyamadım. Önemli olan benim uyumam değil milletimin rahat uyuması".
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
ATATÜRK'ün BAŞYAVERİ Salih Bozok anlatiyor

Tarihten bir yaprak... Atatürk' ün basyaveri Salih Bozok anlatiyor. Baskumandan, dusmandan kurtardigi Izmir' de gecirecegi ilk gecesinin tarif edilemez sevincini yasiyordu.
..........
İzmir' deki yeni evinde Mustafa Kemal Pasa ilk gecesini calisarak gecirdi.
Kendisi icin zengin bir sofra hazirlandigi halde hicbir yemege dokunmadan ufak tefekle karnini doyurdu ve gec vakitlere kadar calisti.
Ertesi sabah erkenden uyanmistik. Hafif bir kahvaltidan sonra vilayet konagina gittik ve dogruca Vali' nin odasina girdik. Vali, İngiliz Konsolosu ile konusuyordu.
Biz gelince Vali ayaga kalkti ve Konsolos ile Mustafa Kemal Pasa' yi tanistirdi.
Konsolos, iyi Turkce biliyordu.
Pasa Vali' ye sordu:konu nedir?
Vali anlatti:
-Sayin Konsolos, İngiliz tebasindan olan vatandaslar ile Rum, Ermeni, Yahudi gibi azinliklarin guven altinda bulunduklarini belirtir bir " guvence "istiyorlar. Ben kendilerine herkesin esit bicimde guven altinda olduklarini bildirdim.
Mustafa Kemal Pasa, Konsolos' un Türkce bildigini biliyordu, oyle oldugu halde ofkesini belirtmek icin sordu:
-Ee, peki daha ne istiyormus?
Bu soruya Konsolos Turkce cevap verdi.
-Tebamiz hakkinda hukumetinizden yazili teminat istiyorum!
Konsolos garip bir bicimde diklenmisti. .. Pasa' nin sesi havada kirbac gibi sakladi:
-Yunanlilar zamaninda kendi tebanizi daha emniyette mi goruyordunuz?
Konsolos gerisinde İngiliz devletinin bulundugunu belli eden bir kasilma ile:
-Evet , dedi. Yunanlilar burada iken tebamizi emniyette goruyorduk.
-Oyleyse buyrun tebanizla birlikte Yunanistan'a gidin, efendim!
Konsolos kendisinden umulmayacak bir cesaret gosterdi:
-Yani majestelerimin hukumetine savas mi aciyorsunuz?
Mustafa Kemal iyice ofkelenmisti fakat ofkesini tuttu ve Konsolos'a:
-Siz kiminle ve ne konustugunuzu biliyor musunuz?.. Ben Turkiye Buyuk Millet Meclisi Baskani ve Turk Ordulari Baskomutaniyim. Savas açmaya,baris yapmaya hakkim var.Siz kimsiniz!.. Hukumetiniz adina savas ve baris gorusmeleri yapmaya yetkili misiniz? Boyle bir yetkiniz varsa goruselim.
Yoksa (eliyle kapiyi gosterdi) buyurunuz efendim!..
O kasim kasim kasilan Konsolos, Mustafa Kemal Pasa' nin son cumlesi uzerine sapsari kesildi ve tek bir kelime soylemeden kapidan cikti gitti.
Mustafa Kemal Pasa arkasindan bir sure baktiktan sonra Vali' ye dondu:-Yuz vermeyin Vali Bey! Bunlar karsilarinda hala Babaili Hukumeti var saniyorlar.
Bir zirhlisi onunde pisacak, bir blofu onunde yelkenleri suya indirecek "devletcik" saniyorlar bizi!.. Kustahligin derecesine bakin, bana "Savas mi aciyorsunuz?" diye soruyor, barut kokan bir odada sorduguna bak!..
Savas halinde degil miyiz sanki!....................................kolarinda ve omuzlarindaki isaretlerden amiral rutbesinde oldugu anlasilan İngiliz Donanmasi Komutani, Hukumet Konagi' nin kapisindan girerek Mustafa Kemal Pasa' nin odasina dogruldu.Nazik, fakat ofkeli bir hali vardi.
Rusen Esref onune cikip ne istedigini sorunca:
-Baskomutan Mustafa Kemal Pasa ile gorusmek istiyorum!.. dedi.......Birlikte odaya girdiler kapi kapandi. Amiral once:
-Cok guc kosullar altinda bir savas kazandiniz, sizi asker olarak ictenlikle kutlarim.
Canakkale' deki basarinizi rastlantiya borclu olmadiginiz, kanitlanmis oldu.Buyuk bir askerle tanidigim icin memnunum, demis.
Mustafa Kemal Pasa cok hoslanmis bu sozlerden......
Amiral bir sure sonra konuya girmis:
-Ulkenin kontrolunuz altinda bulunan bolumunde bizim tebamiz ve sizin azinliklarinizdan Ermeniler, Rumlar var.Yeni askeri yonetim altinda bu insanlarin statusu nedir? Guven de midirler?..
-Hic kuskunuz olmasin Amiral!..Turkiye' deki butun insanlar gibi tebaniz ve sozunu ettiginiz azinliklar da TBMM Hukumeti' nin esit korumasi altindadir.Suc islemeyenler, kendilerini bu memlekette benim kadar güvende sayabilirler.
-Suc isleyenler?
-Suc isleyenler Sayin Amiral, dunyanin her yerinde oldugu gibi, ulkemizde de adaletin huzuruna cikarlar...Suclu iseler, cezalarini elbette cekeceklerdir...
-Fakat Pasa Hazretleri,fevkalade gunler gecirdik. Yunan ordusundan cesaret alan Rumlarin bazilari, simarikliklar yapmis olabilir. Bugun bu insanlar yerli halkin dusmanligi ile yuzyuzedirler. Ermeniler icin de baska acidan ayni seyleri soyleyebilirim. Biliyorsunuz, arkadaslarinin buyuk bir bolumu goce zorlandi ve onemlice bir bolumu de hayatini kaybettiler. Bu ruh tedirginligi icinde Yunan ordusu ile isbirligi yapmis, bazi Turklere zor gunler gecirtmis olabilirler. Bunlar, fevkalade gunlerin olaylaridir.
Bagislanmasi, hos gorulmesi gerekir. Eger bu kimseler, halkin husumetine birakilacak olursa, butun dunya aleyhinize kiyameti koparir!
Son cumleye kadar Amiral' i gulumseyerek dinleyen Mustfa Kemal Pasa, dunyanin koparacagi gurultu ile kendini tehdide girisince, sozunu bicak gibi kesmis:
-Su " Efendi Devlet" rolunu bir kenara koyunuz Amiral! Milletleri de tehdit etmekten vazgeciniz! Ingiltere ve muttefiklerinin kiyameti koparip koparmayacagini dusunmem! Bunlar memleketimin ic isleridir; kimsenin bu islere karismasina musaade etmem! Majestelerinin devleti memleketimizin azinliklari ile ugrasmaktan vazgecsinler! ..Kim bize saygi beslemezse, bizden saygi beklemeye hakki olmaz!..
Amiralin benzi kul gibi olmus:
-Ingiltere Hukumeti' nin tebasini her yerde koruma hakki, devletler hukuku teminati altindadir. Avrupa devletleriyle birlikte arkaladigimiz Rum ve Ermenilerin guven icinde bulundurulmasini sadece rica ettik. Yoksa biz bu guvenligi saglayacak gucteyiz...
Iste o zaman Mustafa Kemal Pasa' nin tepesi iyice atmis:
-Arkaladiginiz Yunan ordusunun denizde yuzen leslerini herhalde gormus olmalisiniz! Turk ordusu asayisi saglayacak gucte oldugu gibi, limani (o donemde Ingiliz donanmasi Izmir limaninda bulunmaktaydi) bosaltacak guctedir de...İsterseniz, Turk' e ihanet eden tebanizin ve azinliklarinizin adaletten kacan sefillerini geminize doldurabilirsiniz!..Donanmanizin da en kisa zamanda limani terk etmesini istiyorum!
Mustafa Kemal Pasa' nin cumleleri, art arda Osmanli tokatlari gibi Amiralin yuzunde sakladikca, Amiral ne yapacagini sasmis ve en sonunda:
-Ingiltere' ye savas mi aciyorsunuz? demis.
Iste Pasa burada son sozunu soylemis:
- Savas acmak mi? Siz yoksa Sevr Antlasmasi' nin hala yururlukte oldugunu mu saniyorsunuz? Biz onu coktan yirttik... Karsimda oturusunuzu, sizi konuk saymama borclusunuz! Fakat goruyorum ki, nezaketimizi kotuye kullanmak egiliminiz var... Buna musaade edemem.
Bizim gozumuzde "Baris antlasmasi yapmamis" iki devletiz. Savas hukuku yururluktedir. Gemilerinizi derhal karasularimizdan cekmenizi size ihtar ediyorum!
Bir balmumu heykeline donmus Amiral..... ise gerine girdigi Mustafa Kemal Pasa' nin odasinda oturdugu sandalyede kuculdukce kuculmus ve sonunda kekeleyerek:
-Afedersiniz!.. demis ve yerlere kadar egilerek geri geri kapiya gidip disari cikmis.
......Rusen Esref hem dusunceli hem de guluyordu:
-Pasa, Amirali anasindan dogduguna pisman etti. "Kendisinin Turk topraklarinda bir savasci olarak bulundugunu " Pasa' dan ogrendigi zaman sapsari kesildi... Tutuklanacagini, tutsak edilecegini sandi.
Ince dudaklarini isiriyor, parmaklarini birbirine kenetlemis titriyordu.
Karsisinda Babiali Pasasi bulacagini saniyordu herhalde..."Ingiltere devletini kendi devletine esit goren " bir Pasa ile karsilastigi icin, ihtiyatsizlik edip karaya ciktigina kim bilir nasil lanet etmistir...
Aradan bir saat gecti gecmedi... Ingiliz gemisinden bir mufreze ve bir tegmen cikti. Amiralden - devleti adina- bir ultimatom getiriyordu, Baskomutan' a kendi eliyle verecekti. Pasa' ya bildirdim;
"Gelsin" dedi.
Tegmeni iceri aldim. Rusen Esref tecumanlik yapiyordu.Ingiliz caki gibi bir tegmendi. Pasa' nin karsisinda gosterisli bir selam verdi ve Rusen Esref araciligiyla ultimatomu Pasa' ya ulastirdi.Pasa:
-Peki tegmen! Hukumetimiz ultimatomunuzu inceler ve hukumetinize gereken karsiligi verir.Siz geminize donebilirsiniz............... Tegmen once disari cikacakmis gibi bir hareket yapti, sonra da Rusen Esref'e donup:
-Baskomutan ellerini opmeme müsaade buyururlar mi?
Rusen Esref, tegmenin dilegini Pasa' ya soyledi,Pasa:-Nereden icap etmis sor bakalim!.. dedi.
Tegmen:
-Asker olarak zaferlerine, insan olarak kendisine hayranim...Lutfetsinler...
Tegmen Pasa' nin elini optu, Pasa da tegmenin yanagini oksadi. Odayi bosalttik.
Az sonra Rusen Esref' i cagirdi:
-Metni okudunuz mu? Ne istiyorlar?..
-Pasam Amiral ile gorustuklerinizin yazi ile de pekistirilmesi isteniyor.
-Oyleyse Halide Hanim' i (Edip Adivar) bulunuz, hemen tercumesini yapsin ve metin olarak bana getirsin... Ote yandan bir kopyasini sifre ile Disisleri Baknligina gonderin gerekeni yapsinlar... Durumu, ordu komutani Nurettin Pasa' ya da bildiriniz. Gerekiyorsa benimle temas etsin........
Olay kisa bir sure icinde sehirde duyulmustu......Ingiliz ve Fransizlar, kendi devletlerinin uyrugunda olanlari gemilere bindirmeye baslamislardi. Nitekim birkac saat sonra da sessizce cekilip gittiler...

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
GAZIYE PEYNIR GETIREN TEYZESI

Gazi Çiftliginde dolasip hava alirken oldukça yasli bir kadina rasladik.
Atatürk attan inerek bu ihiyar kadinin yanina sokuldu.
- Merhaba nine
Kadin Ata’nin yüzüne bakarak hafif bir sesle;
- Merhaba dedi.
- Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadin şöyle bir duralayip,
- Neden sordun ki, dedi. Buralarin sabisi misin? Yoksa bekçisi mi? Pasa gülümsedi.
- Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malidir. Buranin bekçisi de Türk milletinin kendisidir.
Simdi nereden gelip nereye gittigini söyleyecek misin? Kadin basini salladi.
- Tabii söyleyecegim, ben Sincan’in köylerindenim bey, otun güç bittigi, atin geç yetisdigi kavruk köylerinden birindeyim. Bizim muhtar bana bilet aldi trene bindirdi, kodum Angara’ya geldim.
- Muhtar niçin Ankara’ya gönderdi seni?
- Gazi Pasamizi görmem için. Basini pek agrittim da....Benim iki oglum gavur harbinde sehit düstü. Memleketi gavurdan kurtaran kisiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarima girdi Gazi Pasa. Bende gün demeyip muhtara anlatinca, o da bana bilet aliverip saldi Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemedigimden iste agsamdan
belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.
- Senin Gazi Pasa’dan baska bir istegin var mi?
Kadinin birden yüzü sertlesti.
- Tövbe de bey tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki...O bizim vatanimizi gurtardi. Bizi düsmanin elinden kurtardi. sehitlerimizin mezarlarini onlara çignetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde simdi istedigimiz gibi yasiyoruz. sunun bunun gavur dölünün köpegi olmaktan
onun sayesinde kurtulmadik mi? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sagol pasam! Demek için düstüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açik gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardim ediver de Gazi Paşayi bulacagim yeri deyiver.
Atatürk’ün gözleri dolu dolu olmustu, çok duygulandigi her halinden belliydi. Bana dönerek,
- Görüyorsun ya Gökçen, iste bu bizim insanimizdir...Benim köylüm, benim vefali Türk anamdir bu.
Attan indim. Yasli kadinin elini tuttum anacigim dedim, sen gökte aradigini yerde buldun, rüyalarini süsleyen, seni buralara kadar kosturan Gazi Pasa yani Atatürk iste karsinda duruyor.
Köylü kadin bu sözleri duyunca saskina döndü. Elindeki degnegi yere firlatip, Atatürk’ün ellerine sarildi. Görülecek bir manzaraydi bu. Ikisi de agliyordu. Iki Türk insani biri kurtarici, biri kurtarilan, ana ogul gibi sarmas dolas agliyorlardi. Yasli kadin belki on defa öptü atanin
ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çikartti. Daha dogrusu beze sarilmis bir köy peyniri. Bunu Atatürk’e uzatti;
- Tek inegimin sütünden kendi ellerimle yaptim Gazi Pasa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapip getiririm.
Pasa hemen orada bezi açip peyniri yedi. Çok begendigini söyledi.
Sonra birlikte köske kadar gittik. Oradakilere su emri verdi;
“Bu anamizi alin burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün.
Giderken de kendisine üç inek verin benim armaganim olsun.”

(Mustafa Kemal Nasil “Atatürk” Oldu-Mustafa Bilge Isiktürk-s.34)

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Cambaz Mehmet'in hikayesi
Hep deriz ya Atatürk ve silah arkadaslari diye; iste o silah arkadaslarindan biri olan Cambaz Mehmet'in hikayesi

Samsun'a Çikmak Çok Kolay mi Oldu?

Kaynak:Gaflet, Dalalet, Hiyanet Sf.64. Yilmaz DIKBAS

Bundan 77 yil önce 24 Haziran 1923'te TBMM asagidaki karari oy birligi ile almisti:

"TBMM Baskanligindan:
Istanbul'un düsman altinda bulundugu sirada, Osmanli ordusunun depolanan silâh ve teçhizatini her an ölümle karsi karsiya kalarak Anadolu'ya kaçiran, düsmanin gizli istihbarat teskilâtinin içinde yuvalanarak, millî kuvvetlere çok yararli bilgiler saglayan M.M.Grubu Baskani Topkapili Mehmet Bey'e, Vatana Üstün Hizmet faslindan ayda 1.500 lira maas baglanmasi Büyük Meclis'in 24 Haziran 1923 tarihli toplantisinda oy birligi ile kararlastirildi."

Kimdi bu vatana üstün hizmette bulunmus Topkapili Mehmet Bey ?

Istanbul'un Topkapi semtinde yasayan, unvani Cambaz olan Topkapili Cambaz Mehmet, Çanakkale Savaslarinda siradan bir erdir. Gösterdigi kahramanliklardan dolayi, er Topkapili'ya onbasi seridini Albay Mustafa Kemâl verir. "Göreyim seni Topkapili" diyerek. Topkapili'nin kahramanliklari sürer. Çavus seritlerini Topkapili'ya uzatirken de Albay Mustafa Kemâl yine "Göreyim seni Topkapili!" diyerek cesaretlendirir.

Çanakkale'de dökülen kanlara ragmen Osmanli Devleti, Birinci Dünya Savasi'ndan yenik çikmis ve 30 Ekim 1918 Mondros Ateskes Anlasmasi ile silâhlari birakip düsmana teslim olmustu.

Anafartalar kahramani Mustafa Kemâl Pasa da, Topkapili Cambaz Mehmet de artik isgal altindaki Istanbul'dadirlar. Mustafa Kemâl Pasa, üç kez Padisah Vahdettin ile, birçok kez de Osmanli hükûmetinin Basbakani Damat Ferit Pasa ve kabine üyeleriyle konusmus, vatani düsman elinden kurtaracak önerilerde bulunmus ama sonuç alamamistir. Sisli'deki evinde en yakin arkadaslariyla sik sik gizli toplantilar yapan Mustafa Kemâl Pasa, Anadolu'ya geçip, Kurtulus Savasi'ni orada baslatmanin yollarini aramaktadir.

Seytana külahini tersi giydirecek kadar zeki, tazi gibi kosan, silâh atmada, biçak sallamada rakibi bulunmayan, zalimlere karsi gaddar, ezilenlere karsi ise merhametli biri olarak taninan Topkapili Cambaz Mehmet ise, Istanbul'da kurulmus MM Grubun adli gizli örgütün basidir. Adi, Milli Müdafaa sözcüklerinin bas harflerinden (MM) olusan bu gizli örgütte yüzbasilar, binbasilar, albaylar, doktorlar bulunmakta, ama baskanligini ise askerlikte aldigi en büyük rütbe çavus olan Topkapili Cambaz Mehmet yapmaktadir!.. Nedeni çok sasirticidir: Topkapili'nin Istanbul'da 50.000 silâhli adami vardir. Bunlar, vatanin kurtulusu söz konusu olmadan önce birer it, kopuk, hirsiz ve haraççiydilar. Ancak, Topkapili Mehmet'e, Sisli'deki evinde Mustafa Kemâl Pasa ile görüstüken sonra, bu 50.000 adam, vatan için ölmeye ant içmis birer kelle koltukta savasçi olmuslardir. Sisli'deki görüsmede Mustafa Kemâl Pasa, "Mehmet, Çanakkale'de nasil kazandiksa yine öyle kazanacagiz. Hele sizin gibi kahraman Türk çocuklari oldukça, ordularimizin yenilmesi imkânsizdir!" demis ve bu sözler Topkapili'ya yetmisti. Mustafa Kemâl onu, "Göreyim seni Cambaz Mehmet Bey!" sözleri ile ugurlamisti.

Mustafa Kemâl Pasa'nin koruma isini bizzat üzerine alan Topkapili 5.000 silâhli adamiyla Sisli çevresinde gerekli önlemleri alir.

Istanbul'da tam bir kargasa yasanmaktadir. Ingiliz isgal kuvvetlerinin Istanbul Yüksek Komiseri, eski hükûmet üyelerini, bazi subaylari ve gazetecileri tutuklatmaktadir. Ingilizlerin sürekli baskisiyla Padisah, ortalama her 45 günde bir yeni bir basbakan tayin edig, hükûmet kurdurmaktadir. Mustafa Kemâl Pasa, iç ve dis düsmanlarin çok yakindan gözleyip izledigi önemli bir kisidir. Ocak-Mayis 1919 tarihleri arasinda Istanbul basini O'ndan 32 kez söz etmistir. 27 Subat 1919'da bir gazetede Mustafa Kemâl Pasa'nin Genelkurmay Baskanligi'na atandigina dair haber çikar ama haber gerçeklesmez. 28 Subat 1919'da, Ingiliz Haberalma Teskilati Istanbul'daki merkezine gönderdigi bir raporda, içinde Mustafa Kemâl Pasa'nin da bulundugu bazi kisilerin Istanbul'dan sürülmesini ister. 14 Mart 1919'da bir gazetede, Mustafa Kemâl Pasa'nin tutuklandigina dair bir haber çikar, ama sonra haberin dogru olmadigi anlasilir. Istanbul'da kalmanin giderek tehlikeli durum yarattigini gören Mustafa Kemâl Pasa, Genelkurmay'daki arkadaslarinin yardimiyla, kendisini 9. Ordu Birlikleri Müfettisi ünvani ve genis yetkileriyle Anadolu'ya tayin ettirir. Ilk durak Samsun'dur.

15 Mayis 1919 günü, Istanbul Galata Rihtimi'nda olaganüstü bir kalabalik vardir. Seyyar saticilardan, ayakkabi boyacilardan, polislerden, jandarmalardan ve hamallardan geçilmiyordu. Bunlar, gizli örgüt MM Grubu'nun tepeden tirnaga silâhli adamlariydi. Görevleri, Mustafa Kemâl Pasa ile 19 kisilik maiyetinin Bandirma Vapuru'na sag salim binisini saglamakti. Operasyonu rihtimda yöneten Topkapili Cambaz Mehmet, iyi yüzme bilen, iyi silâh kullananan 50 Inebolulu fedai genci de Bandirma Vapuru'nun içine yerlestirmis, bunlara gerekli talimati vermis ve Samsun'a kadar sürecek yolculugun tüm güvenlik önlemlerini almisti.

Daha Musafa Kemâl'in Samsun'a vardigi 19 Mayis günü, Ingiliz Karadeniz Ordulari Kumandani General Milne, Türk Harbiye Nezareti'ne gönderdigi notada Mustafa Kemâl ve yanindakilerin Samsun'a gönderilmesinin nedenini sorar. Yani, Mustafa Kemâl Pasa'nin Samsun'a çiktigi gün Ingilizler bu isten kuskulanmaya baslamislardir.

Mustafa Kemâl Pasa, Samsun'a çiktiktan sonra Ulusal Güçleri örgütleme çalismalarina baslarken, Topkapili Cambaz Mehmet de Istanbul'da tarihe geçecek kahramanliklar yaratir. Ingiliz Gizli Servisi'ninen tehlikeli ajani Papaz Fru'nun güvenini saglayarak bu teskilâtin içine sizar ve çok yararli istihbarat bilgilerini elde ederek Mustafa Kemâl Pasa'ya ulastirir. Osmanli ordusu dagildiktan sonra el konulan ve cephanenin büyük çogunlugunun depolandigi Maçka Kislasi'ni soyar ve tüm silâh ve cephaneleri Anadolu'ya, Mustafa Kemal Pasa'ya ulastirir.

Belki tarihte bir benzeri görülmemis bir olayin da kahramanidir Topkapili Mehmet. Istanbul'u isgal etmis olan Ingiliz Kuvvetlerinin Komutani General Harrington'un makam otomobilini de çalar. Aksehir'e kadar sürer ve orada Maresal Fevzi Çakmak'a teslim eder. Bu otomobil, Büyük Millet Meclisi Baskani Mustafa Kemal Pasa'ya verilir.

Artik büyük zafer kazanilmis, Atatürk Cumhurbaskani olarak Çankaya'dadir. Topkapili'yi köske çagirir. "Çok iyi çalistiniz dogrusu...Hakkinizi ödemek güç'" dedikten sonra, Topkapili Cambaz Mehmet'e Istanbul Milletvekilligi teklif eder. Topkapili tesekkür eder, ama teklifi kabul etmez'.

Ve bu yazimizin basinda okudugumuz 24 Haziran 1923 tarihli TBMM kararinca Topkapili Cambaz Mehmet'e ayda 1.500 lira maas baglanir. O devide bir tavugun fiyati 12,5 kurustur. Bu demektir ki Topkapili'ya baglanan maas, bugünün parasiyla ayda yaklasik 10 milyar liradir. Peki Topkapili Cambaz Mehmet böylesine yüksek ve sürekli bir ödülü kazaninca ne der ?

"Ben bir sey yapmadim. Vatanim için, Mustafa Kemal Pasam için üzerime düsen görevi yerine getirmeye çalistim. Hizmetleri gerçeklestiren arkadaslarimdir. Ben buna layik degilim"

Topkapili Cambaz Mehmet, bugünün parasiyla ayda yaklasik 10 milyar lira maasi Kizilay'a devreder. Tek kurusunu bile almaz.

Siz ne saniyorsunuz ?. Samsun'a çikmak öyle kolay mi oldu?

Bu anlattigimiz bir masal degildir. Tüm belgeleri Genelkurmay Harp Tarihi ve ve Arsivlerinde bulunan gerçek bir kahramanlik destanidir. Okurken insanin burun diregini sizlatan bu sanli destanin ayrintilarini içeren su kitabi okuyucularimiza coskuyla öneriyorum: Kurtulus Savasi'nin Gizli Örgütü M.M.Grubu. Selahattin Salisik. Kaynak Yayinlari. Ekim 1999.

Kaynak: Gaflet, Dalalet, Hiyanet Sf.64. Yilmaz DIKBAS. Toplumsal Dönüsüm Yayinlari. 3.Baski. Ekim-2003 Istanbul.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bir Ani

Yil 1934, o donemde Milli Egitim Bakanligi Ulus'ta dir. Bakan ise Nigdeli Abidin OZMEN'dir.
Bakan, makaminda calismaktadir. Kapi calinir. Bakanin gür sesi:
"Giriniz!"
ATATURK'un Yaverlerinden biri, yaninda iki cocukla makama girerler.
Hosbesten sonra Yaver, Bakan Abidin OZMEN'e bir zarf uzatir.
Konuklara yer gosterir ve zarfi acar. ATATURK'ten gelen bir mektuptur bu:
"Bay Abidin OZMEN, Milli Egitim Bakani...."
Abidin OZMEN zarfi ozenle acar ve mektubu dikkatle okur:
"Yaver bey'le, size iki fakir ve kimsesiz cocuk gonderiyorum.
Bu cocuklari, uygun goreceginiz, bir liseye (parasiz yatili olarak) kaydini yaptirip..."

bu ATATURK'un bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir.
Bakan Abidin OZMEN, orta ogretim genel muduru'nu cagirtir ve su direktifi verir:
"Yaver Bey'in yanindaki bu iki cocugun evrakini aliniz ve bu cocuklari
Haydarpasa Lisesi'ne parali yatili olarak kaydini yaptirip, her ikisi için de
ucer yillik parali yatili makbuzlarinin 'veli ve ödeyen hanesine ATATURK'un ismini yazdirarak' bana getiriniz".
der.
Bakanin emri yerine getirilmistir. Abidin OZMEN de kisa bir mektup yazarak, Yaver bey'le ATATURK'e yollar.
Mektubun icerigi söyle:
"Muhterem ATATURK, Yaver bey'le gondermis oldugunuz iki cocuk hakkinda emirlerinizi aldim.
Ancak, arkasinda Turkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve Cumhurbaskani ATATURK gibi birisi bulundugu icin; bu iki cocugu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarimiz, hem de mantigimiz izin vermedi. Bu nedenle her iki cocugun da emirleriniz geregi Haydarpasa Lisesi'ne parali yatili olarak kayitlarini yaptirdim. Cocuklarin ucer yillik okul taksitlerine ait makbuzlari ekte takdim....."

ATATURK bu mektup uzerine, devrin Basbakani Ismet Inonu'ye telefon ederek:
"Bak"demis,"Senin Milli Egitim Bakanin bana ne yapti"diyerek olayi anlatmis. Inonu, Bakan'i adina özür dilemis.
ATATÜRK: "yok" demis"ozur dileme. Cok memnun oldum. Keske her devlet adami bu medeni cesarete sahip olabilse ve gosterebilse..."

Bu ani Yuksek Mimar H.Rahmi OZMEN'in amcasi, M.E.B. Bakani Abidin OZMEN ve ATATURK arasinda
gecer. Tarihi degeri olan ve hicbir yerde yayimlanmayan bu aninin unutulup gitmesine gonlu razi
olmayan Bakanin yegeni H.Rahmi OZMEN 15.08.1985 gunlu bir mektupla gazeteci yazar Vahap Okay'a
iletir. O da 15.09.1985 tarihli KOLAY ILAN adli gazetesinde yayimlar. Bu kaynaktan alinmadir. (cumhuriyet---09.01.2002)

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
'Calismadan, ogrenmeden, yorulmadan rahat yasamanin yollarini aliskanlik haline getirmis milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hurriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.'

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kurtdereli'nin Anisi
Ataturk, unlu guresci Kurtdereli'ye odul olarak 1000 liralik bir Is Bankasi ceki veriyor.
Altini Kemal Ataturk diye imzaliyor, zaten ceklerde resmi de var.
Pehlivan ceki Is Bankasi'na goturuyor; kendisine 1000 lirayi oduyorlar.
Muazzam bir para.Ama Kurtdereli hala bekliyor.
"Ne bekliyorsun pehlivan?"diye sorduklarinda ceki bekledigini soyluyor.
"Parayi aldin, cek bizde kalacak" diyorlar.
"O zaman alin 1000 liranizi, verin cekimi" diyor.
"Onda Ataturk'umun imzasi var."
Ve parayi iade edip Ataturk imzali ceki sevgiyle cebine yerlestirerek gidiyor.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------